top of page
GÜNLÜK ARŞİVİ

GÜNLÜK / 000
Bu resme ortasından başladım. İlk babamı çizdim, sonra annemi, ardından kardeşimi. Sıra bana geldi, ama bu tabloda kendime yer buladım. Halbuki yer bulmayı denedikçe çizdim. Çizdim de çizdim, kardeşimin ailesini, ailesinin ailesini, tanımadığım insanları…
Tanımadığım insanların arasında bile kendime yer bulamadım. Her ana sembol bir karakteri temsil ederken ortaya sevgi, manipülasyon, şefkat, taciz gibi bakınca senin ne gördüğüne ve ne hissettiğine bağlı bir sürü yapı çıktı. Ama tüm çabalarıma rağmen yine kendime yer bulamadım. Yoksa ben hala yersiz miydim?
Ait hissetmek neden bana göre olmadı. Tabi ki kendimi çizdiğim resimlerim de oldu. Hatta bu simgelere kendimi çizerek başladım. İlk simgem tek yumurtalı kendimdi. Ardından iletişim kurmam gereken insanların simgeleri doğdu. Bu sayede nihayet kafamın içini daha rahat anlatmanın bir yolunu buldum. Burası benim dünyam, bazen sesini duyduğum, bazen bastırdığım, bazen salisesini bile farketmediğim düşünceler silsilesinin şekil almış hali.
Tanımadığım insanların arasında bile kendime yer bulamadım. Her ana sembol bir karakteri temsil ederken ortaya sevgi, manipülasyon, şefkat, taciz gibi bakınca senin ne gördüğüne ve ne hissettiğine bağlı bir sürü yapı çıktı. Ama tüm çabalarıma rağmen yine kendime yer bulamadım. Yoksa ben hala yersiz miydim?
Ait hissetmek neden bana göre olmadı. Tabi ki kendimi çizdiğim resimlerim de oldu. Hatta bu simgelere kendimi çizerek başladım. İlk simgem tek yumurtalı kendimdi. Ardından iletişim kurmam gereken insanların simgeleri doğdu. Bu sayede nihayet kafamın içini daha rahat anlatmanın bir yolunu buldum. Burası benim dünyam, bazen sesini duyduğum, bazen bastırdığım, bazen salisesini bile farketmediğim düşünceler silsilesinin şekil almış hali.

GÜNLÜK / 001
Dünyada ne kadar aşk varsa tüketmiştim. Sonra kabul gördüğüm bir yerde farklı bir sevme şekli öğrendim. Olduğum halimle sevildim.
Aşklarımın açtığı yaralar bana asıl sevmeyi öğretti.
Burası aşklarımdan bir aileydi. İki çocuğu iki karısı (eski) vardı. Orası benim ilk limanımdı.
(O) İlk karısına saplantılıydı, onu severken herkesi de sevebiliyordu. Beni de öyle sevdi. Sonra (bana da) saplandığını sandı. Çocuklardan biri (saplandığı) o kadınındı. Çocuklara sevgisi ilgisiyle ters orantılıydı. Bu çocuğunu korumak için kadının sevgililerinin olmasını çok kıskanırdı. Yani kendisi sebebinin bu olduğunu söylerdi. Küçük üvey abisini çok severdi.
Bir de ikinci kadın vardı. Kanserdi. O kadın hayalet gibiydi. Otoriter bir hayaletti. Bu kadınla tanışmamıştım. Diğeri arkadaşım olmuştu.
Büyük büyüyünce Fransa’da asker oldu. Sonra da 21 yaşında baba oldu. Sanırım oğlu olmuştu, aklımda öyle kalmış. Bu resim bir babanın(çocukların büyükbabası) erkek dölleriyle başlıyor.
Adam (büyükbaba) kendi kadınını ve ailesini bir kar misali sarıyordu. Elleri şefkatliydi. Yüzünde bebekkenki masumluğunu kaybetmeyen ifadesini hala koruyordu. Kadın da ailesini sarıyordu. Beni de sardıklarının içine aldı.
Aşklarımı, aşklarımın içine zihnimde çizdiğim ailemi, geçmişimi, gülüşümü, utangaçlığımı, yaralarımı. Hepsini uzaktan ama güzelce sarmıştı. Bu ailenin adı aşktı.
Son aşk. İlk liman. O zamana kadar limanların varlığından habersizdim. Bir de ben limanlarda uzun kalırım. Mavisi uzun süreli kaçışlarımı kaçış olmaktan çıkarır. Önce gelirim, bir süre kalırım, sonra giderim. Giderim hem de aklımda limanla.
Gitmek kalmaktan daha kolay gelirdi. Şimdi gitmek te çok zor kalmak ta. Ne başka bir yerdeyim ne burada. Yerim yok, ne içimde ne de dışımda. Önce kalbimde kendime yer açmayı deniyorum.
Aşklarımın açtığı yaralar bana asıl sevmeyi öğretti.
Burası aşklarımdan bir aileydi. İki çocuğu iki karısı (eski) vardı. Orası benim ilk limanımdı.
(O) İlk karısına saplantılıydı, onu severken herkesi de sevebiliyordu. Beni de öyle sevdi. Sonra (bana da) saplandığını sandı. Çocuklardan biri (saplandığı) o kadınındı. Çocuklara sevgisi ilgisiyle ters orantılıydı. Bu çocuğunu korumak için kadının sevgililerinin olmasını çok kıskanırdı. Yani kendisi sebebinin bu olduğunu söylerdi. Küçük üvey abisini çok severdi.
Bir de ikinci kadın vardı. Kanserdi. O kadın hayalet gibiydi. Otoriter bir hayaletti. Bu kadınla tanışmamıştım. Diğeri arkadaşım olmuştu.
Büyük büyüyünce Fransa’da asker oldu. Sonra da 21 yaşında baba oldu. Sanırım oğlu olmuştu, aklımda öyle kalmış. Bu resim bir babanın(çocukların büyükbabası) erkek dölleriyle başlıyor.
Adam (büyükbaba) kendi kadınını ve ailesini bir kar misali sarıyordu. Elleri şefkatliydi. Yüzünde bebekkenki masumluğunu kaybetmeyen ifadesini hala koruyordu. Kadın da ailesini sarıyordu. Beni de sardıklarının içine aldı.
Aşklarımı, aşklarımın içine zihnimde çizdiğim ailemi, geçmişimi, gülüşümü, utangaçlığımı, yaralarımı. Hepsini uzaktan ama güzelce sarmıştı. Bu ailenin adı aşktı.
Son aşk. İlk liman. O zamana kadar limanların varlığından habersizdim. Bir de ben limanlarda uzun kalırım. Mavisi uzun süreli kaçışlarımı kaçış olmaktan çıkarır. Önce gelirim, bir süre kalırım, sonra giderim. Giderim hem de aklımda limanla.
Gitmek kalmaktan daha kolay gelirdi. Şimdi gitmek te çok zor kalmak ta. Ne başka bir yerdeyim ne burada. Yerim yok, ne içimde ne de dışımda. Önce kalbimde kendime yer açmayı deniyorum.

RÜYA / 001
Bir rüya gördüm dün gece. Rüyada bir ben bir de iki çocuk vardı. Bu çocuklar bir kadınındı. Biri öz, biri üveydi. İkisini de istemediği için bana verdi. Düşünmeden aldım. Bakmaya başladım. Sonra kadın üvey olan çocuğun iki buçuk yıl sonra öleceğini söyledi. Kadına çok kızdım. Kendimi düşünüyordum. Ayrılıktaki acının büyüklüğüne o an bile dayanamamıştım. Sonra çocuğun toprak yediğinden dolayı (sürekli) öleceğini öğrendim. Bunu öğrenmeyede dayanamadım. İki çocuğa da bakmaya devam ettim.
Günler geçti. Bir gün ev çok kalabalıktı. Büyük aile toplaşması gibi bir gündü. Üvey olan çok uysal, öz olan sınır tanımaz ama art niyetsiz, doğal bir çocuktu. Rüyamda o zamana kadar işediklerini görmesem de ikisinin de işemeye başladıklarını biliyordum. O gün de işemişlerdi. İkisi de. Sonra kendimi bir anda öz olanla banyoda buldum. Göğsünden aşağısının her yeri çişti. Üzerini çıkarırken zaman hızlandı. Bir anda çıplak oldu ve her yer aydınlıktı. Banyo sanki güneş açmıştı. Neşesi o kadar iyi hissettiriyordu ki…
Birbirimizi ıslatırken ve şakalaşırken sonra bir anda yine çişi geldi. Pipisini bir hortumu tutar gibi tuttu. Sanki suyla arkadaşlarını ıslatıp şaka yapan bir sevinci vardı. O arkadaşları bendim. Rüyamda hunharca üzerime, hatta bitmeyen çişi ile her yerime işiyordu. Ben onun çiş olduğunu bilsem bile sanki hortumdan çıkan bir suymuşçasına eğlenmeye devam ediyordum.
Sonra içimde neşemi bozmayan bir dürtüyle bir düşünce belirdi. Onu uyarmalıydım. Uygun olanı uygun şekilde göstermeliydim. Bir türlü yapamıyordum. Kelimeleri bulamıyor, ıslandığım çiş ile onunla birlikte eğlenmeye devam ediyordum.
Bu yaptığın uygun diyemedim. Çünkü çok muluyduk. Çiş kirli diyemedim. Kirli miydi ki. Daha düzgün davranmalıyız diyemedim. Çünkü her şey gülmek içindi. Yüzünde zerre kadar ebeveynini tartmak için yapılan davranışlardan eser yoktu.
Bunu görmedikçe çişi ile şaka yapan bir çocukla eğlenmeyen anne olur mu?
Günler geçti. Bir gün ev çok kalabalıktı. Büyük aile toplaşması gibi bir gündü. Üvey olan çok uysal, öz olan sınır tanımaz ama art niyetsiz, doğal bir çocuktu. Rüyamda o zamana kadar işediklerini görmesem de ikisinin de işemeye başladıklarını biliyordum. O gün de işemişlerdi. İkisi de. Sonra kendimi bir anda öz olanla banyoda buldum. Göğsünden aşağısının her yeri çişti. Üzerini çıkarırken zaman hızlandı. Bir anda çıplak oldu ve her yer aydınlıktı. Banyo sanki güneş açmıştı. Neşesi o kadar iyi hissettiriyordu ki…
Birbirimizi ıslatırken ve şakalaşırken sonra bir anda yine çişi geldi. Pipisini bir hortumu tutar gibi tuttu. Sanki suyla arkadaşlarını ıslatıp şaka yapan bir sevinci vardı. O arkadaşları bendim. Rüyamda hunharca üzerime, hatta bitmeyen çişi ile her yerime işiyordu. Ben onun çiş olduğunu bilsem bile sanki hortumdan çıkan bir suymuşçasına eğlenmeye devam ediyordum.
Sonra içimde neşemi bozmayan bir dürtüyle bir düşünce belirdi. Onu uyarmalıydım. Uygun olanı uygun şekilde göstermeliydim. Bir türlü yapamıyordum. Kelimeleri bulamıyor, ıslandığım çiş ile onunla birlikte eğlenmeye devam ediyordum.
Bu yaptığın uygun diyemedim. Çünkü çok muluyduk. Çiş kirli diyemedim. Kirli miydi ki. Daha düzgün davranmalıyız diyemedim. Çünkü her şey gülmek içindi. Yüzünde zerre kadar ebeveynini tartmak için yapılan davranışlardan eser yoktu.
Bunu görmedikçe çişi ile şaka yapan bir çocukla eğlenmeyen anne olur mu?
bottom of page